8 Mart 2012 Perşembe

Küba'da Bebek Olmak...


KÜBA denilince ilk aklınıza ne geliyor?
Rom, kahve, Che Guevara , Fidel Castro, salsa...
Bir de "hamile evleri"ni ekleyin Küba hakkında bilgilerinize derim!
Küba ile ilgili belleğime kazınan en unutulmaz ve şaşırtıcı anlardan biriydi hamile evleri...

Küba'da bir kadın, hamile olduğu anlaşıldığı an izne ayrılıyor. Her kentte (kentin büyüklüğüne göre) bir ya da daha fazla "La Casa Embarazada" adı verilen "hamile evi” bulunuyor. Küba'da, sağlıklı nesil yetiştirme politikaları  nedeniyle koruyucu hekimliğe çok önem verilmiş. Anne adayı, hamileliği döneminde bebeğini beslemekte sıkıntı yaşayacağını düşündüğünde, devlete başvuruyor ve devlet tarafından doğum oluncaya kadar hamile bakım evlerinde misafir ediliyor ve bütün ihtiyaçları karşılanıyor.

Bu evlere gitmek şart değil ama gidilmesi öneriliyor çünkü bu evlerde, "doğuma kadar nasıl bir süreç sizi bekliyor?" o anlatılıyor. İş çıkışında eşlerini hamile evlerinden almaya gelen babalara da benzeri bilgiler veriliyor.  Ne kadar ilginç değil mi?


Trinidad gezimiz sırasında ziyaret ettiğim tek katlı, 30 yataklı hamile bakım evi küçük bir kadın-doğum hastanesi gibiydi. Girişte poliklinik hizmetinin verildiği bir bölüm var. Odalar 3'er yataklı olarak bir avlu etrafına sıralanıyor.


Hekimler ve hemşireler zamanlarının çoğunu gebelik takibinde ve beslenme kontrolünde geçiriyorlar. Grubumuzla bizi güler yüzle karşıladılar ve gezmemize izin verdiler.


Anne adayını,  her gün eşi ve daha önce doğmuş çocuğu varsa burada ziyaret edebiliyor. Doğum hastanede yapıldıktan sonra anne bebeğini alarak, kendi evine dönüyor.  Çocukların yüzde 99'nun  2 yıl içinde bütün aşıları bitiyor. Küba dünyada 5'li karma aşı üreten 2 ülkeden biri. Küba'da; polio, neonatal tetanoz, meningo encefalitis, difteri, boğmaca, kızamık, kızamıkçık gibi çocuk hastalıklarının tümüyle ortadan kalktığını öğrenmek mutluluk verici. 

Küba hükümeti, 1959 yılında devrimle birlikte halkına dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaya söz vermiş. Devrimden kısa bir süre sonra da parasız ve kaliteli sağlık hizmeti vermeye başlamış. Küba Anayasası'na göre; "sağlık, ekonomik bir kazanç değil, insan hakkıdır." Bu nedenle tüm Kübalılar, sağlık hizmetlerinden eşit ve ücretsiz  yararlanırlar. Sağlık hizmetlerinin sağlanması devletin sorumluluğundadır. Halka dayalı bu sağlık sisteminin etkin,  eşit, ucuz ve dinamik bir işleyişi var.


Küba hükümeti, sağlığa ayrılan kaynakların büyük bir bölümünü, çok ciddi ekonomik sıkıntılara rağmen özellikle anne ve bebek sağlığına, beslenmesine ayırmış durumda. Bu nedenle doğumda çocuk ölüm oranları binde 6, anne ölüm oranı on binde 5'e düşmüş.

Anne adayları hamilelikleri sırasında ortalama 15-16 kez doktor kontrolünden geçiyor ve doğumlar  hastanelerde yapılıyor. Anne adayları doğum öncesi 34 hafta, doğumdan sonra 18 hafta ücretli izin kullanıyorlar ve ağır işlerde çalışmıyorlar. Ayrıca babalar da 1 ya da 2 ay izin alabiliyorlar.



Küba’da hamilelere ne kadar özenli davrandıklarını gördük. Gelecek çocukların üzerine kurulduğu için hamileler el üstünde tutuluyor. Bir hamileye nasıl doğal, abartmadan sevgiyle yaklaşıldığını görüyorsunuz. Çocuk doğduktan sonrası için sizi delirten kaygılarınız olmadan hamile olmanın, "bebek bekleyen bir baba" olmanın ne demek olduğunu anlamaya çalışmak beni çok etkiledi. Dilerim bir gün bizim ülkemizde de tüm hamile kadınlar aynı konfora ve ayrıcalığa sahip olurlar.
YAZI VE FOTOĞRAFLAR: SIDIKA SONGÜR

SIDIKA SONGÜR KİMDİR?
1951 yılında Isparta'da doğdu. 1971'de Hacettepe Üniversitesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. O günden beri "Fizyoterapist" olarak mesleğini gururla yapıyor.
Seyahat kültürünü ailesinden aldığını söylüyor. Doğaya ve tarihe olan merakı nedeniyle Anadolu'nun ören yerlerini, doğal güzelliklerini  görmek ve tanımak için gezmeye başladı. 2005 yılından itibaren gezilerini "Unesco Dünya Mirası" merkezlerini görmek için yapıyor. 70 den fazla ülkede, 199 dünya mirası şehirleri ve parkları gezdi. Gezi fotoğraflarını, anılarını tazelemek ve gördüklerini arkadaşlarıyla paylaşmak için çekiyor.
Bir Çin atasözü ''Bir defa görmek,bin defa duymaktan iyidir '' der. "Ben de bu sözden yola çıkarak duymayı değil, gezmeyi, görmeyi tercih ettim." diye özetliyor seyahat tutkusunu. Bilmediği yerleri keşfetmek, yeni tadlar tatmak, dans ve müziğin değişik güzelliklerine tanıklık etmek üzere yola çıkıyor. Onu en çok etkileyen yer Anadolu.

1 yorum:

  1. Harika bir konu yakalamışsınız, tebrikler...

    YanıtlaSil