#ruanda #ruandaturu #afrika #afrikaturları #tempotur #uganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#ruanda #ruandaturu #afrika #afrikaturları #tempotur #uganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2023 Çarşamba

Şempanze Trekking, Uganda

Sonunda Korona salgını nedeni ile ertelediğimiz Ruanda ve Uganda gezisinin sonuna geldik. Şempanze Trekkingi de tamamlayıp Türkiye’ye Entebe’den döneceğiz. Tüm gezimizi aracımızla yaptık. Uzun bir mesafe kat ettik. Toplamda 2.628 km yol aldık. Uzun ve yorucu gibi gelebilir. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımızdan aldığımız keyfin yanında bu hafif kalır.

Şempanzeler, başkent Kampala'nın kuzeybatısında, Murchison Şelalesi Milli Parkı yolu üzerinde ve Albert Gölü'nün kuzeydoğusundaki yamaçtaki Budongo Ormanı’nda yaşıyorlar. Sabah erken saatlerinde Murchison Falls Ulusal Parkı Bölgesi’nde bulunan otelimizden şempanzeleri görmek için ayrılıyoruz. Yürüyüşün sabahın erken saatlerinde yapılması önemli. Şempanzeler sabah erken saatlerde ağaçların yüksek dallarından zemine doğru beslenmek için iniyorlar. Günün ilerleyen saatlerinde de yükseklere çıkıyorlar. Alçaklarda beslenirken yakalayacağımız şempazeleri daha rahat görebiliriz.

Bu yürüyüşün bir güzel tarafı da goril yürüyüşünde olduğu gibi fazladan bir ücret ödenmiyor ve önceden rezervasyon yaptırmıyorsunuz. Gezi programının içinde sunuluyor.

Araçla ilk buluşma noktasına geliyoruz. Son derece modern ve yeşil bir ortamda tasarlanmış ilk toplanma alanı. Hediyelik eşya satan dükkanları, büfeleri, temiz tuvaletleri ile örnek bir yer. Kahve servisi bedava. Ayrıca kadınlı erkekli bir grup, geleneksel renkli kıyafetleri içerisinde danslı gösterilerini yapıyorlar. Bu gösteriler, tüm gruplar şempanzeleri görmek için bölgeden ayrılana kadar devam ediyor. Gerçekten hareketli danslarının seyredilmesi ve ritimli müziklerinin dinlenmesi keyifli. Heyecan ve endişemizin yatışması için bizi oyalıyorlar. Olsun eğleceli ve kahveli, güzel bir yer. Şikayetimiz yok.

Bilmiyorlar ki biz, goril jungle trekkingimizi tamamlayarak geldik. Artık bilgili ve tecrübeliyiz. Neler yapmamız, neler yapmamamız gerekir biliyoruz. Bilmediğimiz şempazlerin orman içerisinde davranış biçimleri.

Sonunda toplantı haberi geldi. Toplantı yeri bu iş için hazırlanmış güzel bir kameriye. Yarım daire şeklinde rehberin karşısına oturuyoruz. O da ilk önce şempazeler ile ilgili bilgi vererek konuşmasına başlıyor.

Şempanzeler, 20-60 kilometrekarelik bir alanda 40 ile 80 birey arasında değişen gruplar halinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Gün içinde yaş, cinsiyet ve boylarına göre küçük gruplara ayrılarak dolaşıyorlar. Şempanzeler yemeklerini temin etmek ya da bakımları için yaprak, dal ve kütük gibi ilkel aletleri kullanabiliyorlar. Yağmur suyunu toplamak ya da saçlarını temizlemek için de yapraklardan faydalanıyorlar; otları ve dalları becerikli bir şekilde termitleri yuvalarından çıkarmak için kullanılıyor.

Genelde otobur olan şempanzelerin besinlerinin %10’unu et kapsıyor. Solucan, kuşlar ve termitlerin yanı sıra sık olmasa da diğer başka memelileri de tercih edebiliyorlar. Menüleri çok çeşitli demek ki. Her gece dalları ve yaprakları üstüste koyarak uyumak için yuvalar yapıyorlar. Rahatlarına da düşkünler. Erkekler zemine yakın dallarda yuva yaparken, dişiler özellikle anneler, yüksek ağaç tepelerinde yuvalanıyorlar. Güvenlik nedenlerinden olsa gerek.

İnsanın ataları olan şempanzelerden altı milyon yıl önce birbirinden ayrıldığını ve %96-99 DNA benzerliği ile şempanzelerin bize gorillerden daha yakın akrabamız olduğunu öğreniyoruz. Ne mutlu ki bize sonunda atalarımızın yerini bulduk ve çok yakın zamanda onlara kavuşarak uzun asırlar sonra hasret gidereceğiz.

Yağmurluk, sopa (baston) ve bir şişe su alınmasını tavsiye ediyorlar. Eğer bunlar yanınızda yoksa kiralayabiliyorsunuz. Goril trekking de olduğu gibi bir portör kiralayabilirsiniz. Yürüyüşünüz süresince size çok faydası olacaktır. İki kişi birlerşip bir portöde kiralanabilir. Böylesi daha da ekonomik olur. Sonunda bir portör 20 USD. Eğer bir portör kiralarsanız, orman içerisinde yapacağınız yürüyüş sırasındaki ağır şartları gördükten sonra ne kadar doğru karar verdiğinizi anlayacaksınız. Kadın ya da erkek portör kiralayabilirsiniz.

Hafif ve hava alan kıyafetleri tercih edin. Şort asla, bot mutlaka. Uzun kollu gömlekler giyinin. Pantolon paçalarını böcek ve karıncalardan korunmak için çoraplarınızın içerisine sokun. Tozluğunuz var ise yanınızda kesinlikle götürün. Böcek kovucu sürmeyi ihmal etmeyin. Kendinize, özellikle yaşınız ileri ise fazla güvenmeyin. Size söylenenleri gerçekleştirmekten kaçınmayın.

Şempanze yürüyüşünün de, goril yürüyüşünde olduğu gibi kati kuralları var. Şempazeler ile karşılaşıldığında aranızdaki mesafeyi asgari 8 metre civarında tutmak gerekiyor. Şempanzelere yiyecek verilmiyor.

Şempanzelere yiyecek verilmemesi gerekiyor. 12 yaş altı çocuklar bu trekkinge katılamıyor.

Flaşlı fotoğraf çekilmemesi de özellikle belirtiliyor.

Sonunda brifing tamamlandı. Bir adet telsizli bir rehber, iki adet silahlı ve palalı korucu bize katıldı. Telsiz daha önce bölgeye gitmiş, şempanzeleri bizim için bulacak korucular ile haberleşmek için. Palalar da, balta girmemiş ormanda otları kesip yol açmak maksadı ile kullanılıyor. Şempanzeleri bulacak korucular, yöre köylerden seçiliyor. Bunların biraz daha eğitimlileri rehber olarak görevlendiriliyor.

Budongo Ormanı da çok sık ağaçlar, çalılar ve sarmaşıklarla iç içe girmiş, yol vermeyen bir yağmur ormanı. Orman kelimesi, hafif kaldığından ben bu tip ormanları jungle (balta girmemiş orman) olarak tanımlıyorum.

Araçlarla şempanze trekking başlama noktasına geldik. Karşımızda orman. Birkaç adım sonra rehber ve korucular önde ormana dalacağız. Dalamıyoruz çünkü ağaçlar, çalı ve sarmaşıklardan örülmüş bir duvar vcvar karşımızda. Bu duvarı delip yol açmak bizim değil korucuların işi. Bunu da çok iyi yapıyorlar. Alışmışlar hiç durmadan bir darbeli matkap gibi duvarı deliyorlar. Biz de ileliyoruz. Korucuların tüm gayret ve becerilerine rağmen bazı ince dallar kalabiliyor. Bunlar da bizim kol ve bacaklarımıza dolanıyor. Ellerimizle bunları kenara çekiyoruz. Ellerinizi korumak istiyorsanız bahçıvan eldivenleri faydalı olur.

Korucuların açtığı dehlizden yaklaşık bir saattir yürüyoruz. Arada biraz dinlenmek ve biraz da su içmek için kısa da olsa durup dinleniyoruz. Öyle ya ne kadar gideceğimizi bilemiyoruz. Önden şempanzeleri bulmak için giden koruculardan da bir haber yok. Öyleyse yola devam. Bir tepeyi geçip diğer tepenin eteklerine geldimizde kendi kendime işte bu son tepe ve hemen arkasında da şempanzeleri bulacağız diyorum. Ne gezer koruculardan hiç haber yok. İki saati bulduk. Şempanzeleri bulacağımız ümidi de azalıyor. Bu halimizi gören rehber, dayanın bundan sonraki tepenin yamaçlarındalar diye bize moral vermeye çalışıyor. Yürüyüş koluna yorulduk mu diye bağırıyorum. Cevap hep bir ağızdan, hayır. Geri dönelim mi, son şansınız diyorum. Cevap yine hayır.

Öyleyse şempanzeleri buluncaya kadar devam.

Sonunda rehberin telsizinden telaşlı yüksek tonda konuşmaları duyduk. Galiba buldular. Evet korucular, şempanzeleri bulmuşlar. Son bir gayretle onlara doğru gidiyoruz, ama hemen yakınımızda değiller. Biraz daha yürümemiz gerekiyor.

Sonunda ormanın derinliklerinden gelen sesi duyduk. O tarafa doğru yönelen rehberimizi takibe başladık. Biz yaklaştıkça ses gittikçe artıyordu. En yüksek noktaya çıktığı yer şempanzelerin bulunduğu yer.

Başımızın üstünde daldan dala, ağaçtan ağaca atlayanlar mı, ayaklarımızın arasından fırlayıp koşarak gidenler mi, daldan dala atlarken neredeyse kafamıza çarpacak kadar yakın, uçar gibi hareket edenler mi, tutundukları bir dalla aşağıya tam karşımıza inip bize hava atanlar mı? Bu hareketleri yaparken ki çeviklik, enerji, beceri ve çabuklukları görülmeye değer. Tüm bunları gerçekleştirirken de müthiş bir gürültü çıkarıyorlar. Bar bar bağırıyorlar. Ortada bağıracak hiçbir şey yok, sadece şamata yapıyorlar. Bütün bu çığlık ve bağrışmalar biz oradan ayrılana kadar devam etti.

Bir tanesi diğerlerine göre daha iri ve daha çok sesi çıkıyordu. Bu grubun alfa erkeği imiş. Yetişkin erkekler yaklaşık 1,5-2 m. boyunda ve 70 kg. ağırlığındayken; yetişkin dişi bir şempanze, daha kısa ve daha az kilolu oluyormuş. Tüm bunlara oynayan yavrular, annelerine sarılmış bebekler de dahil olunca görüntü inanılmaz. Goriller ağır başlı, sessiz, vakur ve hayranlık veren bir görüntü verirken, şempanzeler delişmen, kabına sığamayan ve şımarık davranış biçimi içerisindelerdi.

Daldan dala atlayışlarını daha ziyade yükseklerde yapıyorlar. Çünkü yukarılarda dallar daha seyrek ve onlara engel olacak ot ve sarmaşıklar yok. Bu nedenle de onların zaten çok çabuk hareketlerini takip etmek de zorlaşıyor. Hem bu sebepten hem de ormanın içerisi loş olduğundan bu durumlarını fotoğraflamak da zor.

Burada da kalış süresi bir saat ile sınırlı. Sonunda şempanzeler yani atalarımız ile beraberliğimizin sonuna geldik. Atlarımıza saygılarımızı sunarak hayır dualarını aldık ve veda ettik.

Ruanda ve Uganda gezimizin en önemli bölümlerini kapsayan goril ve şempanze trekkingleri, beklediğimizden de üst seviyelerde keyif ve heyecan verici oldu. Endişelendiğimiz güvenlik korkumuzun tamamen geçersiz olduğunu gördük. En önemlisi de bu canlıları yaşadıkları ormanda günlük faaliyetleri içerisinde izledik. Bu da bize muhteşem bir heyecan ve keyif verdi. Bunu yaşayabilmek için buralara kadar gelmek ve gezmek gerekiyor. Bir gezginin alabileceği en büyük haz ve ayrıcalık bu olsa gerek.

Hoşça kalın.

olay.salcan@gmail.com

https://olaysalcan.blogspot.com/

Fotoğraf Galerisi















Goril Trekking, Uganda

Ruanda ve Uganda gezi planlamamızın esas nedeni, son zamanlarda popülaritesi artmış ve dünyada birçok kişinin büyük çapta ilgisini çekmiş goril ve şempanze trekkingleridir. Birçok ülke gezen benim için bunların hala tarafımdan gerçekleştirilmemiş olması büyük bir eksiklik gibi geldi bana. Sonunda goril ve şempanze doğa yürüyüşlerini planladık ve gerçekleştirdik. Bu gezi tamamlandıktan sonra ne kadar doğru düşünüp karar verdiğimizi de anlamış olduk. Gerçekten son derece eğlenceli ve keyifli bir tecrübe oldu bizim için.

Uganda’da goriller, Bwindi Impenetrable Ulusal Parkı’nın yağmur ormanları bölgesinde yaşıyorlar. Ayrıca Kongo ve Ruanda’da yaşayan goril aileri de mevcut.

Ne yazık ki gorillerin de nesilleri yok olma tehlikesi altında. Bu nedenle de Uganda hükümeti tarafından son derece ciddi koruma altına alınmışlar. Her şeyden önce gorilleri görmek için ödediğimiz 700 USD oldukça yüksek bir değer. Ancak bu paranın tamamı gorilleri korumak ya da yok olmaktan kurtarmak için kullanılıyor. Gorillerden biri rahatsızlansa, hemen helikopterle devletin özel veterinerlerine taşınıyor, tedavisi yapılıp, yeniden helikopterle getirilip, goril grubuna teslim ediliyor. Korucular, ormanlık arazide yaşayan civar köylülerden seçiliyor ve bu toplanılan paraların bir kısmı onların çalıştırılması, daha fazla ihtiyaç sahibi insanın istihdam edilmesi ve topluma kazandırılması için kullanılıyor. İçlerinden biraz eğitimli olanlarına dağ gorilleri hakkında eğitimler verilip, rehber olmaları sağlanıyor. Ödediğimiz tutar ilk başta çok fazla görünse de harcamaların yapıldığı yerler göz önüne alındığında makul geliyor. Hele gezi tamamlandığındaki memnuniyetinizin karşılığı olarak az bile.

Uganda, gerek goril ve gerekse şempanze trekkingleri için son derece iyi organize olmuş bir ülke. Yeterli tecrübeyi kazanmışlar, her konuda da tüm tedbirlerini almışlar ve işi de ciddi tutuyorlar.

Uganda’ya geldim bir de Goril trekking yapayım diyemezsiniz. Yani çat kapı bu serüven olmuyor. Türkiye’de iken aylar önce trekking ücretini gönderip rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Grup sayısı sınırlı olduğundan erkenden dolma tehlikesi mevcut.

Sabah erken saatlerde kalkıp yola koyuluyoruz. Gorillere ulaşmak için bir saatlik araç yolculuğu yapacağız. Sonunda goriller bölgesindeki toplanma yerine geldik. Kafalarımızda bir çok soru dolaşıyor. Her şeyden önce bu yolu tamamlayabilirmiyim; öyle ya sık ve zorlu yağmur ormanlarında yürüyeceğim; gidişi olduğu kadar dönüşü de var yolun. Sonra nasıl bir kıyafet giymeliyim? Gorilleri görünce davranış şeklim nasıl olacak? En önemli soru da, goriller insana saldırır mı? Saldırılar ise ne yaparım? Hiç merak etmeyin bu soruların tamamının cevabını bu yazımda bulacaksınız.

Şimdi tekrar biz trekkinge dönelim.

Gorilerin yaşadığı yer, Virunga Dağları’nın eteklerinde bulunuyor. Burası, Demokratik Kongo, Uganda ve Ruanda’nın ortak sınırlarının kesiştiği dağlık ve ormanlık bir alan. Virunga, yerel dilde Volkanik anlamına geliyor.

Bu bölgeye geldiğimizde araçlarımızdan iniyoruz. Bizim grupla ilgilenecek görevli bizi samimi bir hava içersinde karşılıyor. Biraz etrafda dolaşmamızı, çevreyi gezmemizi öneriyor ve kırkbeş dakika sonra aynı yerde toplanmamızı söylüyor.

Yukarıdan bir yerden müzik sesleri ve bağrışmalar geliyor. O tarafa gittiğimizde müthiş davulcuları eşliğinde yerel kıyafetleri içerisinde kızlı erkekli bir grubun dans gösterleri yaptığını görüyoruz. Tam karşılarına da sandalyeleri sıralamışlar. Hemen boş bir sandalye bulup oturuyor ve coşkulu gösteriyi seyretmeye başlıyoruz. Bu gösteri, gorillere gidecek gruplar bu bölgeden ayrılıncaya kadar kesintisiz devam ediyor. Bunu yapmalarının nedeni insanlarda olabilecek korku, heyecan, şüphe ve tedirginlikleri azaltmak. Güzel bir düşünce. Yazımda yukarıda yazdığım gibi Uganda bu konuda çok iyi organize olmuş. Bölgede hediyelik eşyalar satan dükkanlarda mevcut. Alış veriş yapma imkanınız da var.

İşte haber geldi toplanıyoruz. Bu gezi süresince bize rehberlik edecek görevli bizi bekliyor. Yanında silahlı iki korucu var. Grubun tamam olduğundan emin olduktan sonra gezi hakkında açıklayıcı bilgileri vermeye başlıyor. Yağmurluk ve bir sopanın uygun olacağı önerisinde bulunuyor. Yanınıza su almayı ihmal etmeyin diye de ilave ediyor. Bunları hemen orada kiralayabilirsiniz. Tamamen isteğe bağlı. Yağmurluğum var, sopayı da ormanda bir şeyler ayarlarım düşüncesi ile almıyorum.

Eğer malzemeniz çok ve çantanız da ağırlaştı ise yanınızda devamlı bulunacak, size yol boyu yardım edecek ve eşyalarınızı taşıyacak bir portör kiralayabilirsiniz. Hava güzel yağmurluğa ihtiyacım yok ya da ben yanlız yürürüm demeyin. Yağmur ormanlarında her şey birden değişiyor. Yol da, bildiğiniz sizin için hazırlanmış özel yol değil. Zorlu ve maceralı. Elinizden tutacak ve önünüzdeki dalları açacak hatta size sırtlayacak bir kişiye kesinlikle ihtiyaç var. Bu portör kadın ya da erkek olabilir tercihinize bağlı. Yaşınız biraz ileri ise böyle birini kiralamanızı katiyetle öneririm. Ben kiraladım ve son derece de faydalı oldu. Sonuçda kiralama bedeli, 20 USD.

Rehber, yürüyüş sırasında yerdeki köklere, çalılara dikkatli, gorillerle karşılaştığımızda sessiz olmamızı, ani hareketlerden sakınmamızı, fotoğraf makineleri dışında elimizde gorillere karşı bir şey bulundurmamamızı, gruptan ayrılmamamızı ve gorillere fazla yaklaşmamızı, tembihledi. Çünkü goriller fotoğraf makinelerine alışıkmışlar. Ayrıca yürürken kızıl karınca yuvalarına dikkat etmemizi önemle belirtti. Sakın kalın giysiler giymeyin saatler sürecek yürüyüşte hafif ve hava alacak giysileri tercih etmenizi öneririm.

Eğer grip ya da soğuk algınlığınız var ise tura katılmanıza katiyle izin vermiyorlar. Tamamen gorilleri korumak maksadıyla uygulanan bir tedbir.

Aracımıza bindik ve yarım saatlik bir yolculuktan sonra yürüyüş başlama noktasına ulaştık. Rehberden rica ettim bana bambudan güzel bir sopa hazırladı. Bu işte tamam, yürüyüşe hazırız. Rehberin elinde bir telsiz var devamlı birileri ile görüşüyor. Merak edip sorduğumda orman içerisinde bizden daha önce gidip gorillerin yerlerini tespit eden korucular ile görüşüyormuş. Dediğim gibi güzel bir organizasyon kurmuşlar. Turisti goril bulmak için saatlerde ormanda dolaştırmayıp doğru hedefe yönlendirecekler. Şu anda gorilleri bulamamış, arıyorlarmış.

Orman içine doğru yürüyüşe başladık. Unutmadan söyleyeyim, pantolon paçalarınızı çorapların içine sokun ya da piyasada satılan tozluk alıp takın. Kesinlikle bot ve uzun kollu gömlek giyinin. Sinek kovucu ilaç sürünün. Şort, mümkün değil.

Heyecan var mı? Var. Korku var mı? Yok desem yalan söylemiş olurum. Merak ve heyecan var mı? Çok.

Hem yürümeye hem de gorillerle ilgili aydınlatıcı bilgi veren rehberi anlamaya çalışıyoruz. Goriller, dünyanın en güyük primatları. DNA’mızın %93,32’nü gorillerle paylaşıyoruz. İri bir erkek goril, yaklaşık 2 m. boy ve 250 kg. ağırlığa ulabiliyor. Yaklaşık 12 saat uyuyorlar ve nereye giderlerse orada yataklarını yapıyorlar.

Gruplar, bir erkek goril birkaç dişi ve genç gorilden oluşmaktadır. Erkek gorilin sırtı, gümüş rengindedir. Bu nedenle de gümüş sırtlı goriller diye sınıflandırılırlar. Gruptaki diğer genç erkekler kovulmadıkları sürece gümüş sırtın toleresi ile grupta kalabilir ve dişilerle kaçamak yapabilirler. Bir goril topluluğu, 41 km2 kadar bir alana sahiptir. Zamanlarının çoğunu da ot, ağaç yaprağı ve sürgünleri yiyerek geçirirler.

Ormana ilk adımımızı attığımızda sanki bitkisel bir duvarla karşılaşıyoruz. Sık ağaçlardan oluşmuş bu ormanın ağaçlarını biribirine bağlayarak doğal bir duvar örmüş çalı ve sarmaşıklarda yol alabilmek zor. Ancak yanımızdaki korucuların ellerinde uzun ve ağır palalar var. Bunlarla önden giderek ve bitkileri keserek bize yol açmaya çalışıyorlar. Yağmurdan dolayı yerler kaygan ve ağaçların yer yüzeyindeki kökleri daha da kaygan. Bazen kayıyor portore ya da bir dala tutunuyoruz. Bu yazıyı okuyanların çok fazlası bir şekilde ormanda dolaşmıştır. Ormanda dolaşmak insana keyif verir. Ancak yağmur ormanında yürüyen kaç kişi vardır ve bunu denemek bile macera. Holywood filmlerinde gördüğümüz sahnelerdeki gibi hattta fazlası var. Burayı orman olarak tanımlamaktan çok jungle demek daha doğru olacaktır.

Korucuların taşıdıkları tüfekler, gorillere önlem olsun diye değil, ormanda nadir de olsa görülen dağ fillerinin, insanlara karşı zaman zaman saldırgan davranmaları durumunda havaya ateş açmak ve onları ürkütmek için kullanılıyormuş. Biz böyle bir durumla karşılaşmadık ancak, izlerine rastladık.

Bu arada rehberimiz, gorilleri arayan koruculardan telsiz ile haber aldığını ve korucuların gorillerin yerini tespit ettiğini söyledi. Demek ki yakındalar ve güzel haber. Bu bize biraz daha güç ve moral verdi.

Jungle içerisinde yürümeye çalıştığınız arazi düz de değil inişli, çıkışlı. Sonunda birkaç tepeyi aşacaksınız; bu durumda normal. Kaygan arazi üzerinde bu iniş ve çıkışları aşarak hedefe giderken zaman geçtikçe yorulduğumuz için de yürüyüş zorlaşıyor. Ancak bu durumlarda en güvenilir kimse yanınızdan hiç ayrılmayacak olan portör. Bazen kolunuza giriyor, bazende devrilmiş bir ağacı aşarken sizi sırtlayıp diğer tarafa bırakıyor. Önemli bir görevi var. Son derece de yardımcı oluyorlar. Bazen o olmasa idi nasıl yapardım diye düşünüyorum. Ama yapardın sen diyerek kendime toz kondurmuyorum. İnsan egosu.

Yürüyüşün ilk başlarında yaşadığımız acemiliği yavaş yavaş atlatıyor, köklere, kaygan zemine ve çalı ve sarmaşıklara uyum sağlıyoruz. Bunun da gerçek nedeni korku ve tedirliğinliğimizi atlatmış olmamız ya da geçen bir saat kadar bir zaman içerisinde jungle’a alışmış olmamız. Bu nedenle de daha rahat ve hızlı hareket ediyoruz. Öyle ya biz Tarzan değiliz ki daldan dala ağaçların tepesinde ilerleyelim.

Sonunda rehber en müjdeli kelimeyi kullanıyor. Geldik ! Yaşasın. Hemen maskelerimizi takıyoruz. Bu da kayda değer bir önlem. Bu işlem, gorillerden bizi korumak için değil; bizden gorilleri korumak için yapılıyor.

Ben en önde dal ve sarmaşıklara dikkat ederek yere bakarak yürürken bir el omuzuma dokunuyor. Rehber bu. Sessiz olmamı bir elle işaret ederken diğer eliyle yukarıyı gösteriyor. Tam tepemde yavru bir goril dala oturmuş bana bakıyor. Galiba küçük şoka girmişim. Hayatımda küçükte olsa hiç gorille karşılaşmamışım. Bir müddet onunla bakışıyoruz. Hemen kafasını çevirip diğer bir dala atlıyor. İşte o zaman anladım ki fotoğraf çekmem gerekiyor. Olay kendini topla ve yapman gerekeni yap. Ben de bundan sonra fotoğraf çekmeye devam ediyorum. Ormanın içerisi az aydınlık ve de yüksek, sık ot ve çalılar olduğundan fotoğraf çekmek zorlaşıyor. Yer yer ışığın olduğu yerlerde fotoğraf çekmek daha keyifli.

Biraz daha güneşli bir yere geldim. Yanımda hep portörüm ve bir palalı korucum var. Devamlı bana sakin olmamı ve korkmamamı el işaretleri ile anlatmaya çalışıyorlar; ama ben de bir taraftan gorilleri kontrol ediyorum. Tam sağ tarafımda sırtını tepeye dayamış iri, dişi bir goril oturuyor. Aramızdaki mesafe 1,5 metre. Biraz dikkat edince göğsüne yaslamış yeni doğmuş bebeğini görüyorum. O kadar güzel ve duygu dolu bir tablo ki fotoğraf çekmeyi bırakıp bunu seyretmeye başlıyorum. Olacak şey değil bir anne gorile çok yakından, onun yuvasında ve doğal bir ortamda bakıyorum ve de saygıdan öte hiçbir duygu hissetmeden. Böylece gorillere karşı olan ürkeklik ve korkuyu tamamen attım. Her rastladığım gorilin (gorillerin) fotoğrafını çekmek için 50-80 cm. kadar yaklaşacak cesareti hep kendimde tereddütsüz buldum.

Ilk önce hoş geldiniz demek ve durumu kontrol etmek maksadıyla ailenin reisi gümüş sırtlı bizi karşılıyor. Ranger’lar yine biz geldik; sizi sevmeye ve görmeye anlamına gelen birkaç ses çıkarıyorlar. O da iki ayağı üzerine dikilip bize bakıp bazı sesler çıkarıyor. Buranın tek hakimi olduğunu, her şeyin ondan sorulduğunu ve yanlış yapanın cezalandırılacağını iki metreye yakın boyu 250 kg. ağırlığı ve çıkardığı seslerle anlatıyor. Gel de ters birşey yap istersen. Bizim rehber de bir kaç ses çıkararak anladığımızı söylüyor herhalde. Rehber, gümüş sırtın dolaşmamıza izin verdiğini söylüyor. Görünüşü o kadar iri ve heybetli; ama bana daha da iri görünüyor. Bu onaydan sonra arkasını dönüp gidip bizi rahat görebileceği bir yerde oturuyor. Bazen de bir dala çıkıyor.

Aklımdan geçmeyen, hayal dahi edemediğim böyle bir olayı yaşamak belki rüyalarda olur. Ama bu bir gerçek ve ben de bu gerçekliğin içindeyim. Buralara gelmesem bu olayı yaşayabilir miyim acaba? Başka yerde goril yok ki. O zaman imkansız. Ben de imkansızı başarıyorum.

Daha sonra daldan dala uçan, yavrularını sırtında taşıyan, birbirine tımar yapan, birbirine sesli tavır alan, devamlı çevredeki bitkilerin yaprak ya da filizlerini yiyen, birbirleri ile oynayan genç gorilleri seyrediyoruz. Burası tamamen bir açık hava goril yaşayan köyü. Çok akıllı canlılar, gelen giden çok oluyor; bu nedenle de rollerini ezberlemişler gibi bizlere hiç aldırmadan günlük hayatlarını yaşıyorlar. Korucularla da çok iyi anlaşıyorlar. Çünkü korucular seneledir bu işi yaptıklarından davranış biçimleri ve seslerinin ne anlama geldiğini biliyorlar.

Bu gorillerin bu güne kadar yaşamlarını sürdürmelerinin hiç kuşkusuz en önemli nedeni, 18 yıl boyunca Ruanda’da yaşamış, Amerikalı Hayvan Bilimci Dian Fossey’dir. Goril avcılarına karşı yıllar boyu sürdürdüğü kanun mücadeleleri sayesinde, pek çok goril hayatta kalmayı başarmış; ne varki bir goril avcısı tarafından öldürülmüştür. Vasiyeti üzerine Virunda dağlık bölgesinde, en sevdiği, hayatını adadığı ve birlikte yıllarca kader birliği yaptığı dağ gorili öldüğünde onu gömdüğü yerin yanına gömülmüştür.

Goriller ile beraberlik süremiz, bir saat ile sınırlandırılmış. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan gezi tamamlandı ve dönüş saati geldi. Dönüşümüzde rehberimiz bizi başka bir yoldan götürdü aracımıza ulaştığımıza başlangıcından sonuna kadar 5 saatlik gezinin inanılmaz keyfi içerisindeydik. Bir rüye mı yoksa bir hayal miydi? İşin aslı, biz bir gerçeği yaşamıştık. Yorgunmuyduk? Evet ama anlatılamayacak kadar keyifli ve neşeli bir yorgunluktu.

Dünyanın belki de pek çok ülkesine seyahat etmiş, her gittiğiniz yerde nehirler, denizler, insanlar, şehirler, saraylar, kaleler vs. görme deneyimleriniz olmuştur. Bunların çoğu da, sizde hayranlık duygusu oluşturmuştur. Şunu katiyetle belirteyim ki; goril trekkingin bende bıraktığı etki, diğer gördüklerimle mukayese edilemeyecek ve kelimelerle anlatılamayacak kadar muhteşemdi.

Bize bu imkanı sağlayan Amerikalı Hayvan Bilimci Dian Fossey’i burada saygı ile anıyorum.

Hoşça kalınız.

olay.salcan@gmail.com

https://olaysalcan.blogspot.com/

Fotoğraf Galerisi: